Diyabet

Diyabet

Türkiye ‘de 2000 yılında en sık görülen kronik hastalıklar listesinde onuncu sırada olan diyabet yüzde 60 oranında artış gösterdi ve listede dördüncü sıraya yükselerek toplumumuzda daha sık görülmeye başladı. Bu kadar yaygın görülen diyabet hastalığının beslenme kontrol edilmez ve tedavi uygulanmazsa birçok organda ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor.

Diyabet Nedir? Tanısı Nasıl Konulur?

Pankreas adı verilen salgı bezinin beta hücrelerinden insülin hormonu salgılanır. İnsülin hormonu besinlerin sindirimi ile kana geçen glikozu hücre içine alarak, sindirim sonrası kanda artış gösteren glikozun kandaki seviyesini düşürür. Hücre içine alınan glikoz enerji olarak kullanılır. Bu hastalıkta bazı sebeplerle vücutta insülin üretilemez yada az miktarda üretilir yada hücreler insüline direnç gösterir ve sonuç olarak insülin görevini yerine getiremediğinden kanda glikoz düzeyi aşırı artış gösterir. Diyabet hastası olamayan bir kişinin açlık anında kan şekeri ölçüldüğünde 120 mg/dl ve tok halde iken kan şekeri ölçüldüğünde 140 mg/dl değerlerinin üzerine çıkmaz. Diyabet tanısı koymak için hastalara şeker yüklemesi testi (OGTT) veya açlık kan şekeri ölçümü yapılır. Bu test sonucunda açlık kan şekeri 100-125 mg/dl olması gizli şeker varlığını, 126mg/dl nin üzerinde olması diyabet varlığını gösterir. OGTT testi yapıldığında ise bireyin ikinci saat ölçülen kan şekeri sonucunun 140-199 mg/dl olması gizli şeker tanısını, 200mg/dl olması durumunda da diyabet tanısını alır.

Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Diyabet hastalığının üç tipik belirtisi vardır bunlar; çok su içme (polidipsi), çok yemek yeme (polifaji), çok idrara çıkma (poliüri) olarak sayılır. Bunların yanında glikozun kullanılamaması ile enerji yoksunluğu hissedilerek halsizlik, yorgunluk görülür. Aşırı yemek yemeğe rağmen yemeklerin sindirilmesi ile açığa çıkan glikoz kullanılamadığından vücut enerji gereksinimini yağ ve proteinden karşılar, bunun sonucunda hızlı kilo kaybı oluşur. Vücutta aşırı biriken  şekerin, idrar yoluyla atılması için su vücuttan çekilir. Bu nedenle ağız kuruluğu, çok su içme ve sık idrara çıkma ortaya çıkar. Göz merceğinden çekilen su ile bulanık görme diyabet hastalarında en sık karşılaşılan belirtilerdendir. Ayaklarda uyuşukluk, karıncalanma hissi ve yanma görülür. Kan şekerinin artışı ile vücutta keton artar ve bu da metabolizmayı bozarak ilerleyen durumlarda diyabetik ketoasidoza neden olur. Diyabetik ketoasidozda ağız da aseton kokusu, mide bulantısı, sık idrara çıkma, mide veya karın ağrısı, yüzde kızarıklıklar, bilinç bulanıklığı görülür ve acil tedavi gerektiren diyabet komplikasyonudur.

Diyabetin Tedavisi Var Mıdır?

Diyabet hastalığının birçok tedavisi bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemleri kişinin hastalığın derecesine, diyabet tipine, yaşına, kilosuna bağlı olarak değişmektedir. Vücutlarında hiç insülin üretimi olmayan veya çok az üretim olan kişiler insülin enjeksiyonu veya pompa tedavisi görürler. Vücutlarında belirli miktarda insülin üretimi olan fakat bunun yetersiz geldiği hastalarda oral antidiyabetik haplarla tedavi sağlanır. Aynı zamanda diyet ve doğru beslenmede tedaviler arasındadır. Doğru beslenme ile diyabet komplikasyonları büyük ölçüde önlenir. Egzersiz ve yürüyüş tedavi programı içinde yer alır. En son tedavi olarak pankreas nakli veya pankreas adacık nakli uygulanır. Daha detaylı bilgi almak için lütfen https://www.diyabetim.org/iletisim adresini ziyaret ediniz.